İçeriğe atla






- - - - -

Bir Gün Özgürlüğümü Alıp Geleceğim Sana...

Gönderen Gece Yağmuru, 26 Mart 2009 · 7.063 Gösterim

Her gece ansızın..
Gelirsin aklıma sen..
Demir kapıların ardında..
Birgün özgürlüğümü alıp geleceğim sana..

Sakın ola beni unutma..
Unutma beni unutma..
Sakın ola unutma..
Unutulunca ölürüm yar..

Hatırla beni hatırla..
Her nefes alışında..
Güzel günler inan yakında..

Ah gençliğim ah..
Çürüyüp gittin bu yerlerde..
Dolmuş hertarafım kederle..
Umudun bile tükenip gittiği bu yerlerde..
Sakın ola beni unutma..unutma beni unutma..

Sakın ola unutma..
Unutulunca ölürüm yar..
Hatırla beni hatırla..
Her nefes alışında..
Güzel günler inan yakında..





Sakın ola beni unutma..
Unutma beni unutma..
Sakın ola unutma..
Unutulunca ölürüm yar..


unutmadık gönüldaşım özledik...
Domuzbağı
26 Mar 2009 11:39
Aslında hayatın içinde de hapishaneler mevcut. Bir gün özgürlüğünü eline alıp gelmesini istediklerim var. Parmaklıklar her zaman demirden değil ne yazık ki. Alıp götürdün beni, ellerine sağlık...

Sevgiler...
Kim gelmiş bak...

Hoş geldin bakalım :)

Sakın ola beni unutma..
Unutma beni unutma..
Sakın ola unutma..
Unutulunca ölürüm yar..
unutmadık gönüldaşım özledik...



Gönüldaşım :hug:

Bende sizleri untumadım ve çok özledim :)

Aslında hayatın içinde de hapishaneler mevcut. Bir gün özgürlüğünü eline alıp gelmesini istediklerim var. Parmaklıklar her zaman demirden değil ne yazık ki. Alıp götürdün beni, ellerine sağlık...

Sevgiler...



Sevgili Domuzbağı tşk ederim :)

Kim gelmiş bak...

Hoş geldin bakalım :)



Hoşbulduk Sevgili Adminim :)

kullanıcı görüntülüyor

0 üye, 0 misafir, 0 gizli üye

Blogumda Ara-Bul

Ulu Önder...

Gönderilen Fotoğraf

Dünya Barış Zirvesi..

15 Mart 2030 , Saat 10:00 ' da İstanbul ' da,Erdal DEMİRKIRAN ile birlikte '' Dünya Barış Zirvesinde '' buluşmak üzere...

Fetih Marşı...

Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;Kerpetenlerle surun dişleri sökülecekYürü, hala ne diye oyunda oynaştasın ?Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!Sen ne geçebilirsin yardan, anadan, serden....Senin de destanını okuyalım ezberden...Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın...Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini...Göster : Kabaran sular nasıl yıkar bendini ?Küçük görme, hor görme, delikanlım kendiniŞu kırık abideyi yükseltecek taştasın;Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!Bu kitaplar Fatihtir, Selimdir, Süleymandır.Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinandır.Haydi artık uyuyan destanını uyandır.!Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasınKızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın.!Delikanlım, işaret aldığın gün atandanYürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan !Sana selam getirdim Ulubatlı Hasandan ....Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin !Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın...Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın ?Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!Arif Nihat Asya

Akşam Erken İner....

Akşam erken iner mahpusaneye. Ejderha olsan kar etmez. Ne kavgada ustalığın, Ne de çatal yürek civan oluşun. Kar etmez, inceden içine dolan, Alıp götüren hasrete. Akşam erken iner mahpusaneye. İner, yedi kol demiri, Yedi kapıya. Birden, ağlamaklı olur bahçe. Karşıda, duvar dibinde, Üç dal gece sefası, Üç kök hercai menekşe... Aynı korkunç sevdadadır Gökte bulut, dalda kaysı. Başlar koymağa hapislik. Karanlık can sıkıntısı... Bense volta'dayım ranza dibinde Ve hep olmayacak şeyler kurarım, Gülünç, acemi, çocuksu... Vurulsam kaybolsam derim, Çırılçıplak, bir kavgada, Erkekçe olsun isterim, Dostluk da, düşmanlık da. Hiçbiri olmaz halbuki, Geçer süngüler namluya. Başlar gece devriyesi jandarmaların... Hırsla çakarım kibriti, İlk nefeste yarılanır sigaram, Bir duman çekerim,Kendimi öldüresiye. Biliyorum, "Sen de mi?" diyeceksin, Ama akşam erken iniyor mahpusaneye. Ve dışarda delikanlı bir bahar, Seviyorum seni, Çıldırasıya... Ahmed ARİF

Ölmez Bu Hareket Ölmez Bu Dava..

Gardasim bu iman oldukça sende, Ölmez bu hareket, ölmez bu dâvâ. Evvel Allah, sonra senin sayende, Ölmez bu hareket, ölmez bu dâvâ. Allah`a kilinçlik yapmis bir irkin, Bu dâvâ son sansi Müslüman-Türkün. Ey felek; tersine dönsede çarkin, Ölmez bu hareket, ölmez bu dâvâ. Fransa, Belçika, Hollanda, oy... oy... Avusturya`yi da üzerine koy, Ülkü çiçekleri yetismis boy boy, Ölmez bu hareket, ölmez bu dâvâ. Duysun yedi iklim, duysun dört köse! Bu imandir ziyâ veren günese, Bu imân kuzgunu kondurmaz lese, Ölmez bu hareket, ölmez bu dâvâ.Almanya`yi nakis nakis islemis, Isviçre`yi git gör hep karislamis, Bir haber var Libya`da da baslamis, Ölmez bu hareket, ölmez bu dâvâ. Avusturalya`da, Ingiltere`de, Türk`ün bulundugu her bir yörede, Sökülmez kök saldi bütün kürede, Ölmez bu hareket, ölmez bu dâvâ. Kim demis ki dünya büyük yetmiyor, Dünya artik bu dâvâya yetmiyor, Vallahi üstüne günes batmiyor, Ölmez bu hareket, ölmez bu dâvâ. Bes kitada kaç bin ocak tütüyor, Kim bilir kaç milyon nabiz atiyor, Çünkü temelinde nabiz yatiyor, Ölmez bu hareket, ölmez bu dâvâ. Ülküdasim; hicret denen göç budur. Bu dâvâ ki devlet budur, tac budur. Bizi böyle birlestiren güç budur. Ölmez bu hareket, ölmez bu dâvâ. Küfür giyabetinde, küfür kastinda, Susma gardas, ne kazandin sustun da? Evliyalar duasi var üstünde, Ölmez bu hareket, ölmez bu dâvâ. Türkiye de bu dâvâyi görmemis Köy kaldi mi hangi köye girmemis? Bir vilâyet varmi sehit vermemis? Ölmez bu hareket, ölmez bu dâvâ. Anadolu adli bahçeye varsan. Sehit çikar sehit topragi yarsan. Sehit kani damlar bir yaprak kirsan, Ölmez bu hareket, ölmez bu dâvâ. Vataninda mahkûm edilse bile, Çok kalmadi Muhammedî menzile. Bunda da hayir var hele dur hele... Ölmez bu hareket, ölmez bu dâvâ. Biz zindana evveldende düserdik, Tabutluktan çiktik? Mamaga girdik. Günes görmez zindanlarda yeserdik, Ölmez bu hareket, ölmez bu dâvâ. Ülküdasim hiç canini sikma sen! Elem çekme, gam, kasefet çekme sen! Kara kara bulutlara bakma sen, Ölmez bu hareket, ölmez bu dâvâ. Zaten hep hilâlin kaderi budur. Arada önünde bulutlar durur. Bir rüzgâr esti mi hilal kurtulur, Ölmez bu hareket, ölmez bu dâvâ. Bin çiçek açiyor biri soldukça, Daha da gürlesir küfür yoldukça. Yer yüzünde tek ülkücü kaldikça, Ölmez bu hareket, ölmez bu dâvâ. Degis-tokus olur bir gün külâhlar! Önünde egilir bütün silâhlar. Senin gardas senin nurlu sabahlar, Ölmez bu hareket, ölmez bu dava Kâdir Mevlâm Basbug`umu sakla Sen! Çilesini bu Arif`e yükle Sen! Arif`in ömrünü Ona ekle Sen! Ölmez bu hareket, ölmez bu dâvâ...Ozan Arif...

Sakarya...

İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya: Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya. Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak; Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak. Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir: Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir. Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kainat: Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat! Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne? Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine: Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için. Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin? Rabb'im isterse, sular büklüm büklüm burulur. Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur. Eyvah, eyvah, Sakarya'm, sana mı düştü bu yük? Bu dâvâ hor, bu dâvâ öksüz, bu dâvâ büyük!.. Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya! Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya? İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal; Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal, Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan: Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan! Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân; Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an! Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu? Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu? Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna? Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna? Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir? Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir! Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler; Sakarya, kandillere katran döktü geceler. Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya. Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya! İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su: Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu. Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek: Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek? Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl! Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl! Sakarya, saf çocuğu, mâsum Anadolu'nun, Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun! Sen ve ben, gözyaşıyle ıslanmış hamurdanız; Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız! Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader; Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider! Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz: Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber kılavuz! Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya: Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!Necip Fazıl KISAKÜREK

Etiketler

    Sabahlar Uzak...

    Sabahlar uzak bu sevda tuzak banaÇok zaman geçti sabrım yok yarınlaraKaçıncı hasret,kaçıncı yalnızlığımSigaramın ucundaŞimdi yanımda yanımda olcaktınBıraktın beni sevda yokuşlarındaKuşlar uçurdum akşamdan sabahlaraSigaramın ucunda yanar hasretinVurur can evimden ellerime kelepçeler vururGel vefasız,gel vicdansızÇağırmazdım acil olmasa,Gel insafsız,ah kitapsızYanıyorum arzularınlaAynalarda gözyaşım varAğladıkça yangın çıkar gözyaşlarımdaGerçekten inanıp sevseydin beniBöyle sabahları beklermiydim hiçÇoktan yanımda olurdun çoktanGece üç beş nöbetlerine dikmezdin beniSensiz kaldığım ilk günden beriİçimde bir umut vuslata dairAkşamları imzaladım gözyaşlarımlaSeni aramıyor seni sormuyorsamBu senden vazgeçtim demek değildirBir daha böyle sevecek olsamBir kalemde silerdim seni