İçeriğe atla


En Çok Beğenilen İçerik


#295800 Yönetim Olarak Düşüncenin İfadesinde Tarafsızlığa Tarafız. Herkesin Sesini Du...

Gönderen Admin tarih 19 Temmuz 2006 - 17:50

Merhaba arkadaşlar,

Forumda bir kaç yerde bize sorulan sorular nedeni ile bu yazıyı yazma gereği duyduk... Genel olarak yanıt vermek istiyoruz....

Turkish-Media.Com forumu olarak biz herkesin sesini duymak istiyoruz, slogan atılarak değil, bilgilendirerek duyuracağınız sesinizi... Slogan şeklinde veya başka amaçlarla postalanan iletileri silme hakkını elimizde tuttuğumuzu hatırlatarak, bilgilendirme açısından kimin sesi olursa olsun bu forumda o sesi duymak ve duyurmak tek hedefimiz

Kim olursanız olun düşüncelerinizi açıklamak hakkınızdır...

Bu düşünceler eğer küfür veya birilerini veya kurumları küçük düşürücü unsurlar içeriyorsa bunlar bizim kontrolümüzde iletiden çıkarılır veya yıldızlarla (*********) değiştirilir ve size bir uyarı gönderilir... Unutmayın biz de insanız, hatalar yaparız ve o hataları bertaraf etmesini de biliriz. Gözümüzden kaçan şeyler eninde sonunda bulunur ve yolu ve yordamı ile halledilir.

Neden herkesin sesini duymak?

Biz bu sesleri başkalarından duyarak yorum yapmak istemiyoruz. Duyduğumuz seslerin ne olduğunu, nereden geldiğini, neler istediğini bilmek istiyoruz. Onu oluşturan nedenleri, sesi getirenin sizinle tartışmasını istiyoruz...

Açıkçası ülkemizi seviyoruz, onun sorunlarını, sizlerin yani gerçek sahiplerinin açıkça tartışmasını istiyoruz... Kabuğumuza çekilmek yerine, bir gün oldubitti ile karşılaşmak yerine, her şeyin her şekilde gözümüzün önünde tartışılmasını istiyoruz...

Siz, bu kadar değişik düşünce yapısında olan insanların nasıl bir arada tutulabileceğini daha iyi biliyorsanız lütfen bize önerilerinizi yazınız...

Unutmayın tartışmak insana verilen en değerli meziyetlerden biridir. Tartışırken kişiliklerinizi değil, düşüncelerinizi öne çıkarın. Böylece birbirimizi anlamak daha da kolaylaşacaktır...

Biz Turkish-Media.Com olarak, hiç bir düşüncenin veya siyasi yelpazenin yanında değiliz. Bu nedenle bu forumda, dikkatlice izleyecek olursanız, herkes açıkça düşüncelerini ifade etmektedir. Bu böyle geldi, böyle de gidecektir...

Unutmayın ki bunu değiştirmek isteyenler mutlaka olacaktır, olmuştur da?

Bize yardımcı olmak sizinde sorumluluğunuzdadır.

Bu nedenle burada, bu büyük ve değişik düşünsel yapıdaki ailenin yaşamasını sağlamaya çalışın. Bunu yaparken anlamaya, sevmeye, yaşatmaya ve en önemlisi özverili olmaya çalışın...

İnanıyoruz ki çok yakında duymadığımız ses kalmayacak, bu da bize ülkemizin sorunlarını tartışma ve onlara çözüm bulma veya alışma yolunda çok büyük bir yardımda bulunmuş olacaktır...

----------------------------------------------

Forum yönetmek kolay bir iş değil, en azından biz böyle düşünüyoruz?

Dünyada 6.5 milyar insan yaşıyor ve 6.5 milyar karakter olduğu söyleniyor, bu nedenle size biraz bilgi verelim dedik...

Sizin görmediğiniz tarafta neler oluyor...

Öncelikle biz burada düşüncelerin ifadesi için tarafsız bir ortam oluşturmaya çalışıyoruz... Her şeyi konuşabilirsiniz ama hiçbir şekilde kötü söz söyleyemez ve küfür edemezsiniz.

Tekrar ediyorum her şey hakkında konuşabilirsiniz ama küfür edemezsiniz.

Ama bakın, bir kaç örnekle size geri planda neler oluyor biraz olsun gösterelim...

"Ben PKK'ya küfür ederim." diyor. Biz, "Burada kimse küfür edemez." diyoruz; bizi PKK'lı olmakla suçluyor...

"Ben Atatürk'e Küfür ederim." diyor. Biz, "Burada kimse küfür edemez." diyoruz; bizi taraf tutmakla suçluyor...

"Ben dine küfür ederim." diyor. Biz, "Burada kimse küfür edemez." diyoruz; bizi dinci yapıyor...

"Ben şeriatçılara küfür ederim." diyor. Biz, "Burada kimse küfür edemez." diyoruz; bizi şeriatçı yapıyor...

"Ben ateistlere küfür ederim." diyor. Biz, "Burada kimse küfür edemez." diyoruz; bizi din düşmanı ilan ediyor...

"Ben Ermenilere küfür ederim." diyor. Biz, "Burada kimse küfür edemez." diyoruz; bizi Ermeni yapıyor...

"Ben komünistlere küfür ederim." diyor. Biz, "Burada kimse küfür edemez." diyoruz; bizi komünist yapıyor...

"Ben teröristlere küfür ederim." diyor. Biz, "Burada kimse küfür edemez." diyoruz; bizi terörist yapıyor...

"Ben ulusalcılara küfür ederim." diyor. Biz, "Burada kimse küfür edemez." diyoruz; bizi ulusalcı yapıyor...

"Ben bu fikre karşıyım, onu HİTLER'le veya PKK'yla özdeşleştiririm." diyor. Biz, "Burada bunu yapamazsınız." diyoruz; bizi taraf tutmakla suçluyor.

"Ben bu adama küfür ederim, bana hakaret etti." diyor. Biz, "Burada kimse küfür edemez." diyoruz; bizi o adamın tarafını tutmakla suçluyor.

"Ben istediğimi söylerim, hakaret ederim, kötü söz söylerim." diyor. Biz, "Burada, bu yaptıklarınızın hiç birini yaptırmayız." diyoruz; bizi siteden ayrılmakla tehdit ediyor ve taraf tutmakla suçluyor.

Bir de hep ben, ben, ben diyen kişilerden bahsedeceğim. Her şey kendine karşı yapılıyor hissi taşıyanlar... Kim olursa olsun yazısında, imzasında, profilinde kuraldışı bir şey varsa uyarı alır. Ama bu şahıslar, sadece kendileri uyarı alıyormuş gibi davranırlar. Uyarı aldıklarında ise hemen yönetime, "Siz taraf tutuyorsunuz" suçlaması getirirler.

Açık ve net söylüyoruz; çevrenize dikkatle bakın, bizim böyle bir şey yapmadığımızı açık ve net bir şekilde göreceksiniz.

Birde şu var; Bu site hep komünist, ateist, bu site PKK'lı, bu site hep dinci, bu site Akp'li, CHP'li veya bu site faşist dolu diye birbirleri ile grup oluşturmaya çalışanlar var. Biz bunlara sadece tek bir şekilde cevap veriyoruz. Bu forum düşüncelerin belirlenen kurallar altında özgürce ortaya konulduğu bir forumdur ve öylede kalacaktır.

Diğer bir konu ise "Bu siteyi biz oluşturduk, biz olmazsak bu site biter, biz yazmazsak bu site çöker." düşüncesi; Yok öyle bir şey, isteyen istediği yere gidebilir. Bu site onbinlerin eseri ve bir kişiye endekslenecek bir yanımız yok. İsteyen istediği şekilde ayrılabilir. Bu konuda sonuna kadar özgürsünüz. Kimse size üye olun demedi, çünkü bu sitede üyelik gerekmiyor. Her şeye üye olmadan da bakabilirsiniz, kimse size gidin de demiyor, tamamen özgürsünüz. İsteyen, istediği zaman, istediği şekilde gelebilir veya gidebilir. Ayrıldıktan sonra geri de dönebilir. Anlayacağınız, kurallar gereği bizim kişiler veya gruplarla kural pazarlığı yapmak gibi bir durumumuz yok ve kesinlikle olamaz. Kurallara uymayan kişiler, uyarılarını kesinlikle alırlar. (Bu yanlışları, hataları, anında, birkaç gün sonra veya her ne zaman görürsek uyarınızı alırsınız.)

Son zamanlarda karşımıza başka bir konu daha çıkmaya başladı: Uyarı gönderiyoruz, uyarı alan üyemiz forumu tarıyor ve bize 'bak bu üyeye bunu yapmamışsınız', 'bu üye böyle yazmış', 'bu üye şöyle demiş' alıntıları gönderiyor ve kendi uyarısını anladığı halde başkalarına verilmeyen uyarılarla bizi suçlu göstermeye çalışıyor. Şimdi en başa dönerek tekrar anlatalım: Biz burada herşeyi göremiyoruz, sadece gördüklerimizi kurallar gereği işleme alıyoruz, görmediklerimiz içinde 'RAPOR ET' butonu koymuşuz. Eğer uygunsuz veya kural dışı bir ileti, başlık gördüyseniz, o belirtilen butona bir tıklama ile onu bize rapor edebilirsiniz ve bizde seve seve onu inceler ve gerekeni yaparız. Size verilen uyarıya neden olan kelime veya cümleyi grubunu ararsanız bulma ihtimaliniz var çünkü forumda hergün 400 ileti postalanıyor ve bunların hepsini gözden geçiremiyoruz, daha çok ateşli tartışmaların olduğu başlıklara yoğunlaşıyoruz. Ayrıca kurallar değişkendir her gün, hafta, ay, yıl yenileri ekleniyor ve daha önceki bir çok ileti o kurallara göre değerlendirilmedikleri için yeni eklenen kuralları ihlal edebiliyor. Unutmayın bu forum düşüncenin özgürce ve belirtilen kurallar dahilinde paylaşıldığı bir forumdur. Kurallara uyacaksınız bunun başka yolu yok...

Bunlara ek olarak yaptığı yanlışları biraz bekleyerek başka şeylerle örtmek isteyenlere de çokça rastlıyoruz. Önce kurallara uymamakla ve yanlış şeylerle başlıyorlar, daha sonra o hataları örtbas etmek için yönetimle devamlı didişme içine giriyorlar...

Bir ek daha yapalım; "Valla kafam çok bozuk bunlara, baksana neler yazıyorlar. Bunlara ağzının payını vermek gerekir. Beni ister atın, ister yasaklayın, ben bunlara ağızlarının payını vereceğim" diyenler var. Tartıştığı insanlara uygar şekilde karşılık veremeyen ve bunun sonucu olarak olayı bizim üstümüze yıkanlar. Bunlar şunu direkt olarak söyleyemiyorlar; "Ben artık tartışmak istemiyorum ve forumdan ayrılmak istiyorum." bunun yerine; "Ben istediğimi yaparım, ister atın, ister banlayın." diyorlar, yani atıldıktan sonra bizi sorumlu tutacak garip davranışlar içine giriyorlar. Açık ve net söylüyoruz; her ne sebeple olursa olsun kurallara uymayanlar, hiçbir şekilde uyarı almaktan kurtulamazlar.

Bunlar gibi yüzlerce örnek verebiliriz size, her düşünceyi savunanlar arasında kötü düşüncelilerin çıkabileceği gibi, her düşünceyi savunanlar arasından iyilerin de çıkacağı kesindir.

Bir ek daha: Biz uyarı gönderiyoruz, uyarıya karşılık "Hesabımı silin." veya "Ne yaparsanız yapın." ya da "Çok üstüme geliyorsunuz." karşılığı alıyoruz. Unutmayın, kurallar gereği ne yapılacağı bellidir. Eğer hesabınızın silinmesi gerekiyorsa, bunu size sormadan, gerektiğinde zaten yaparız. Eğer siz hesabınızın silinmesini istiyorsanız, kurallarda belirtilen şekilde bize bir ÖM gönderirsiniz ve bizde gereğini yaparız. Kural hatırlatmalarını - uyarıları ciddiye almanız ve gerekli değişiklikleri yapmanız gerekmektedir. Ayrıca forumda kurallara uymadan hiç bir şekilde yazı yazamazsınız. Bu forumda kurallara uymak birinci ve en önemli şarttır. Kendiniz kurallara uymayarak aldığınız uyarıları, sanki forum yönetimi size karşı bir şey yapıyormuş gibi lanse etmekten uzak durunuz.

Bunları neden yazdık çünkü bu dünyada düşüncelerin tarafsız olarak ortaya konulmasını sağlamak insana yüklenen en zor görev gibi geliyor... Bazen karar vermeden iki veya üç defa düşünmeyi öğrendik öyle ki aynı yazıyı beş defa okuduğumuzu hatırlıyoruz. Çünkü kendi düşüncelerimizin kararlarımıza etki etmemesini istiyoruz.

Özel mesajlara karışmıyoruz ama bu izlemiyoruz anlamına gelmez... Unutmayın size özel mesajla küfür edildiyse ve sizde o mesajı foruma taşıdıysanız, direkt devre dışı kalırsınız. Ne yapacaksınız, kısaca açıklayayım; o mesajı admine veya yönetime yönlendireceksiniz, bunu yapmak için özel mesajın altındaki RAPOR ET butonuna tıklamanız yeterlidir.

Bir tartışma anında, grup halinde kötü söz ve küfür sarf edenler tek tek uyarılırlar. Unutmayın uyarılar özeldir. Bu sadece siz ve site yönetimi arasındadır. Uyarılarınızı sadece siz görebilirsiniz. Mod kontrolünüzü sadece siz görebilirsiniz. Yasaklı iseniz sadece siz biliyorsunuzdur.

Bu, sizinle birlikte kötü söz söyleyen herkes uyarılmıştır anlamına gelir ama siz göremiyorsunuz. Diğerleri de sizin uyarılarınızı göremiyor. Bu nedenle bize, "Onları niye uyarmıyorsunuz"? demeyin.

Eğer düşünce belirtenlere alaycı bir yaklaşımla yaklaşıldığını sezinlersek bu da uyarı olarak size geri dönecektir.

Herhangi bir şeye kızdıysanız veya anlamadığınız bir olay olduysa, öncelikle yapmanız gereken şey sakin olmanız ve aşağıda vereceğimiz sırayı izlemeniz:

  • Olayı tam olarak açıklayınız.
  • Açıklama isteyiniz.
  • Açıklama gelmesini bekleyiniz.
  • Açıklamadan memnun değilseniz tekrar daha geniş olarak nedenlerinizi sıralayınız.
  • İletişimin en iyi çözüm yolu olduğunu unutmayınız.
  • En son olarak anlayışı elden bırakmayınız.
  • Unutmayın kavga veya tehdit hiçbir şeye çözüm değildir...
Her şeyin yazılabildiği bir forum, bir düşüncenin tartışıldığı forumlardan ve bir düşüncenin ürünü olan forumlardan daha paylaşımcı ve daha aktif olacaktır...

Not 1: En çok sorun olan konu, başlık taşınması: Başlıklar neden taşınır; iki aynı başlık varsa konu daha önce açılmıştır ve sizin açtığını başlık, daha önce açılmış aynı başlık altına taşınmıştır. Eğer konu buysa önce başlığınızı arayınız, bulamazsanız bize başvurunuz. Başlığınızı bulmanın en kolay yolu; PROFİL sayfanıza giderek "Başlıklar" veya "İletiler" bölümüne göz atınız. İletileriniz ve başlıklarınız orada görüntülenecektir.

Not 2: Biz içinde bulunduğumuz toplumdan soyutlanamayız. O toplumun kötü ve iyi yanlarını anlayarak ve ona göre çözümler üretmeye çalışıyoruz. Bunu yaparken bize göre uygulanması zor olan şeyleri deneyerek uygulamaya sokuyor ve böylece uygulanabilirliğini görmüş oluyoruz. Uygun olmadıklarında maalesef devre dışı bırakıyoruz. 8 yıldır bu böyle, birçok şey denedik birçok şey gördük...

Not 3: Hesap silinmesi tamamen özel bir olaydır ve yönetim ve üye arasındadır. Eğer hesabını sildirmek için başvuran kişi, tercih ederse kendisi gitmeden önce size, gittiğini haber verebilir. Eğer bunu yapmamışsa, bizim giden kişinin özel olarak gitme isteğini, kimse ile paylaşma durumumuz söz konusu olamaz. Eğer yasaklanan veya özel nedenlerden site ile ilişkisi kesilen birisi ise bu durumda site hiç bir şekilde bilgi vermek ve açıklama yapmak zorunda değildir. Bu tamamen giden veya yasaklanan kişiye saygı ve gizlilik ilkesi ile ilgilidir. Bir kişinin hesabının kapatıldığını şuradan anlayabilirsiniz, rumuz bölümünde bunu Misafir_RUMUZ_*
görüyorsanız hesabı silinmiş demektir. Hesap silme olayları genelde üyelerimizin isteği ile olduğu gibi, bizim tarafımızdan da yapılanlar olmaktadır.

Not 4: Forumda yönetimle olan sorunlarınızı yönetimle halletmek zorundasınız. Bu sorunları foruma taşımak (İmza, profil, blog v.b ) kesinlikle devre dışı bırakılmanıza yol açar. Böyle bir şey gördüğümüz anda devre dışı bırakılırsınız. Ben bu kuralı bilmiyordum veya görmemiştim diye bir şey kabul etmiyoruz...


Not 5: Eğer bir üye devre dışı bırakılmış veya üyeliği silinmişse, bu o üyenin forum kurallarına uymadığındandır.
Kuralların dışında hiç bir şekilde üyelik silinmez veya -kendi isteği ile silinenler dışında- devre dışı bırakılmaz.
Lütfen bize bu üye neden silindi veya devre dışı bırakıldı diye bilgi isteminde bulunmayın çünkü (Kendi isteğiyle üyeliğini sildiren kişiler eğer isteseydi size haber verir veya bir yerlere not bırakırdı, demek ki bırakmamış bizde bu gizliliğe saygı göstermek zorundayız). Devre dışı bırakılan üyelerin anı defteri ve profil sayfası kapatılır ve caza işlemi yürürlüğe girer. (Artık forum olarak bu şahsa, şahıslara hizmet vermek zorunda değiliz.)


Not 6: Birden çok hesap hesabı olanların dikkatine: birden çok hesap açmak serbesttir ama aynı hesapla aynı başlık altında ileti gönderme veya tartışma yapılmamalıdır. Bu tespit edildiğinde hesaplarınız kilitlenir (bu yönetim tarafından haftada bir çalıştırılan bir program sayesinde ortaya çıkarılır ve program iki hesabı da kilitler ve yönetime haber verir) daha sonra yönetim tarafından yapılan inceleme sonucunda hesaplar askıya alınır ve askıya alınma süresi üyeye bildirilir ve askı süresi dolunca hesaplar askından indirilir. Olay tekrarında iki hesapta süresiz olarak devre dışı bırakılır.

Not 7: Bizi aptal yerine koymaya çalışanlar. Örneğin birilerine veya bize küfür ederek forumu terk ediyorlar daha sonra başka bir rumuzla gelerek şeker insan tipi oynayanlar. Aklınızda bulunsun biz sizin kim olduğunuzu rumuzunuza bir dokunuşta buluyoruz. İster 50 rumuz alın ister 1 tane, bizim anlamamız için rumuzunuza bir defa tıklamamız yeterli oluyor. Bu şahıslar daha sonra yeni rumuzlarıyla bize yazı yazarak hiç bir şey olmamış gibi davranabiliyorlar... Biz yeni bir başlangıç olayına inandığımız için bir şey demiyoruz ama aklınızda bulunsun: Bu davranışla sadece ve sadece kendinizi kandırırsınız, başkalarını değil...

Not 8: Forumlar herkese açıktır ve herkes istediği yere yazacak şekilde ayarlanmıştır. Halka açık forumlarda hiç kimse diğer bir üyeye benim açtığım başlıkların altına yazma veya ben seninle tartışmak istemiyorum diyemez. Eğer böyle bir şey yapmak istiyorsanız kendinize ait bir web sitesi açınız ve orada yazınız. Forumda açılan başlıklara veya iletilere isteyen herkes cevap verebilir ve devamında cevap hakkını kullanabilir. Bu forumda hiç kimse kendini forum kurallarının üstünde göremez.

Not 9: Bir üye size merhaba demek istemiyor veya sizinle iletişime geçmek istemiyor diye, o üye hakkında yanlış şeyler yazamaz ve o üyeyi hedef haline getiremezsiniz. Öncelikle forum her üyenin kendi istediği şahıs veya üye ile iletişim kurması üzerine kurulmuştur. Size merhaba demek veya sizinle iletişime geçmek istemeyen üyelere iletilerle baskı kurmak yâda devamlı aynı üyeyi izlemek ve aynı üyeye rahatsızlık vermek uyarı almanıza ve hesabınızın kapatılmasına neden olacaktır.


Önemli Not: Kurallar her gün yenileniyor. Bilmediğimiz veya önlemini almadığımız her şey bir anda kurallara dahil edilebiliyor, bu nedenle kurallar bölümünde yazdığımız gibi, kuralları sık sık okumak zorundasınız. Bugün bilmediğimiz bir şeyi kurallara kattığımızda eski iletilerinizden sorumlu değilsiniz, yeni iletilileriniz için sorumlu duruma geçeceksiniz. Bunu aklınızdan çıkarmayın lütfen.

Önemli Not: Bu forum gruplaşma ve grup halinde başkalarına saldırıda bulunma yeri değildir. Buna kesinlikle göz yummuyoruz. Görüldüğü anda gerekli cezalar verilir.

Önemli Not: Karşıdakinin siyasi düşüncesi sizin için anlaşılmaz ve kabul edilemez olabilir. Bu onun size hakaret ettiği anlamına gelmez, sadece kendi düşüncesini ortaya koyduğu anlamına gelir. Tartıştığınız insanın düşünceleri size ters geliyor diye onları hakaret kabul edemeyiz ve bu yönde o yazılara 'bana hakaret etme' tarzı yazılan cevaplar kesinlikle silinir.

Önemli Not: Aşağıdaki üç forumda tamamen alıntı ile cevap verme kapalıdır. Eğer aşağıdaki üç forumda:

1. Güncel Konular
2. Politika Bilimi
3. Dini Konular

alıntı göndereceksiniz alıntının altına veya üstüne bir paragraftan az olmamak kaydı ile kendi düşüncelerinizi eklemek zorundasınız. Eklenen yazının veya alıntının altına veya üstüne kendinize ait paragrafı eklemediğiniz sürece alıntılar silinecek, yayınlanmayacak veya Gazete başlıkları dizinine taşınacaktır. (Bu kural devamlı alıntı ile konuşan üyelere yöneliktir).


Ve çokça yapılan bir eleştiriyi cevaplayarak bitirelim diyoruz.

Bir şeyin, düşüncenin, dinin, akımın veya yazının yanlışlarını göstermek veya eleştirmek hakaret değildir. Sizin için kutsal olsa bile insanların herşeyi tartışma ve tartışmanın bağlamında kendi düşüncelerini yazma hakkı vardır ve olmalıdır diyoruz...


Paylaşılan düşünceler için - Bu forum, kendini bu foruma ait hisseden herkesin yeridir.

Gönderilen Fotoğraf


#988229 Facebook Beğeni Arttırma ve Sayfa Hayranı Arttırma Yüzde 100 Çalışıyor

Gönderen LaRsiE_ tarih 04 Temmuz 2012 - 20:56

Evet Arkadaşlar biraz araştırmadan sonra Facebookda yayınladığınız durum güncellemeleri resimler oyunlar

artık ne yayınlarsanız bunların liked oranını arttırmanın yolunu buldum program kendime aittir...

Ayrıca Facebookda

açmış oldugunuz sayfanın üyelerini dakikalar içinde binlerce kişiye beğendirebilirsiniz ve popüler bir sayfaya

sahip olabilirsiniz...

Detaylı anlatmayacağım çünkü hiçbir yorum yapmadan çalıp programı kullanan arkadaşlarımız çok bu yüzden

üstü kapalı anlatıcam detaylı bilgi almak isteyen yorum yapsın...



İlk Önce Bu sayfaya girip Abonelikleri aç diyoruz Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız

Aboneliği Aç dediğimizde

abone-ayarlari.jpg

bütün hepsini açın bildirimleri herkez Yapın resimde gördüğünüz gibi

Sonra Programımızı Çalıştırıyoruz... Aşağıdaki linki sadece ben beğendim Dance music olarak programı

çalıştırdıkdan sonraki halini göreceğiz.


Kopyaladıgımız saat kısmındaki sayıları işte buraya yapıştırıyoruz ve submit kısmına tıklıyoruz


Saniyeler İçinde 589 kişi Beğendi bu sayılar artar durdurmazsanız eğer. İnanmayanlar için gözlerinizin önünde

show yapabilirim facebookda ispatlarım. Ayrıca Sayfam 560 kişiyken program sayesinde 2.178 kişi artık hergün

bu sayıyı katlayabilirsiniz




#842350 Ne mutlu bana,ben Sehit annesiyim..!

Gönderen Ufuk_efe tarih 10 Aralık 2009 - 00:14

Sen o anneye belirli bir zaman sonra sor bakalim ne diyor. Simdi acisinin etkisiyle diyor ama hele bir kendisine gelsin bakalim. Devlete küfür eden sehit annelerine ne diyceksiniz? Onlar herhalde vatanhaini?



o Anne .. dünyaya Mehmetcik getirebilen tek varlıktır ...
Şehit yavrusunun hatırasına ihanet etmez ..


Saygılar


#842341 Tokat’ta jandarmaya saldırı..

Gönderen Ufuk_efe tarih 09 Aralık 2009 - 23:23

.
.
Açılımı ; ABD ve AB nin Ortadoğu planları gereğince ulus devletimizi yıkmak için yerli işbirlikçileri de kullanarak yaptığı bir operasyon olarak değerlendiriyoruz...


“Düsünmeyen, üretmeyen bir toplum neyle meşgul olsun?” dediler ve cevap verdiler:

EĞLENCE. “Siz bizim sunduğumuz eğlencelerle vakit geçirin kardeşim” dediler.
Televole kültürünü aşıladılar .. Bizdeki bu Batı hayranlığını kullanmayı iyi bildiler.

Dükkânına, markasına Türkçe isim veren insanları aşağılık kompleksine soktular.
Kısaca yozlaşmaya açık bir toplum haline getirildi Türk halkı.

Öyle abartıldı ki BATI hayranlığı, tapılacak bir konumuna getirildi. Oysa Türk insanı kendi değerlerini dışarıda anlatamadı ..devamlı acılarla meşgul edildi..

Gelişmiş ülkelere her zaman aşağıdan bakmak zorunda bırakılan halk, basiretsiz,, dışa bağımlı siyasiler sayesinde düşünmeyen, üretmeyen, kopyacı, eğlence meraklısı bir toplum haline geldi.

Sonuç olarak Türk insanı, hem kendi içinden vuruldu hem de dışarıdan,,Ölene Tabut kalana Zabıt tutan bir anlayış hakim oldu benim cennet ülkemde ...


Bu güzel millet 7 evladını daha toprağın kara bağrına bastı ,, yüregim yanıyor.

Kahramanlar,, sizden önce olduğu gibi sizden sonrada Türk Milleti ihanete geçit vermeyerek çıkmış olduğunuz kutsal yolculukta sizleri minetle anmaya devam edecektir.


.....


#839771 Ayran ve Kaymak / IMF Hakkında Ne Düşünüyorsun ?

Gönderen Ufuk_efe tarih 30 Kasım 2009 - 23:51

.
.
- IMF hakkında ne düşünuyorsun ?


Her Şey Vatan İçin

Dar gelirli vatandaşlar, kemeri sıksın,
IMF'nin reçetesi, harfiyyen uygulansın,
İktisat bilmeyenin, ....
Türk Milleti cefakardır, biraz dayansın.

Evine et alamayan, durumuna isyan etmesin,
Hergün et mi olurmuş, bulamayan yemeyiversin,
Vitaminleri aynı, et alamayan nohut, mercimek yesin,
Biz çözüm üretiriz, yeter ki bize güvenilsin.

Mutfağında zeytin olan iki lokmada yesin,
Yiyecek alamayan, yaradana şükür etsin,
Sesinizi çıkarmayın, ona buna zam gelsin,
Hele sıkın siz kemeri, kurtuluruz birgün kesin.

Sıcak para memlekete, giriyor dilim dilim,
IMF söylemese, harcamayı biz ne bilelim,
Ne derlerse yapalım, sözlerini dinleyelim,
Madem ki suçlu memur zam vermeyelim.

Para gerek büyüklere, maaşları az gelir,
Tavuğu versinler ki, sonra belki kaz gelir,
Her zaman kış olmaz ki, elbet birgün yaz gelir,
Büyükbaşlara laf yok, onlar işini bilir.

Beş sene vekil olan, kıyak emekli olsun,
Onca hizmet ettiniz o kadar olsun,
Az yediniz memleketten, accıkta size kalsın,
Herşey vatan için beyler, vatan sağolsun.


Sinan Gündoğ


#821660 Pis tuzak! Ceylan’ı PKK mayını parçalamış...

Gönderen Efendi Türkler tarih 04 Ekim 2009 - 15:59

Kızı, ordu mu öldürdü?

PKK’nın mayını mı?

Gerçek neyse bilmeliyiz.

Orduyu her fırsata suçla.

Her ortamda PKK’yı akla.

Kini ve nefreti çoğalt.



#841716 Ayran ve Kaymak / IMF Hakkında Ne Düşünüyorsun ?

Gönderen Ufuk_efe tarih 07 Aralık 2009 - 23:35

Cimri Ve Ölüm

Çok hassas birisini, av sırasında bir kaplan, belinden yakalayarak ağzına aldı ve kaçmaya başladı.
Oğlu peşinden koşup tüfeğini ateş etmek amacıyla doğrultunca, kaplanın ağzındaki adam bağırdı:
“Ayaklarına ateş et! Sakın postu zedeleme!”
:smile:


#821659 Pis tuzak! Ceylan’ı PKK mayını parçalamış...

Gönderen Efendi Türkler tarih 04 Ekim 2009 - 15:56

Pis tuzak! Ceylan’ı PKK mayını parçalamış...

Ceylan’ı PKK mayını parçalamış olamaz mı? Böyle bile olsa insanın kanını dondurucu bir cinayettir ve PKK mayınlarını kendi toprağından temizleyemeyenleri sorumlu kılar. 12 yaşındaki kız çocuğu Ceylan Önkol’un paramparça cesedi üzerinden Türk Ordusu’na vurmalarının, haklılığı var mı yok mu?

Bunu anlamalıyız.

Kızı, ordu mu öldürdü?

PKK’nın mayını mı?

Gerçek neyse bilmeliyiz.

Orduyu her fırsata suçla.

Her ortamda PKK’yı akla.

Kini ve nefreti çoğalt.

Türkler ile Kürtler arasında her fırsatta düşmanlığı yükseltecek suçlamalar koymanın amacı; “içinde bölünme ile ayrılma bulunan ve farklılıkları; 2 milletli- 2 bayraklı- 2 ordulu- 2 devletli yapıya dönüştürme şartlarını dayatan bir planın olduğu tahmin edilen (veya olması istenen, beklenen) ‘Açılımın Havuzuna’ su taşımak” değilse nedir?

Ordu’nun havanı diyorlar.

Havan mermisiydi!

Kulak zarını yırtan ıslıklar çalarak havadan geldi, anneciğine “Bana makarna pişir” diye seslenip güttüğü davarlarının başında 12 yaşındaki çoban kızın vücudunu parçaladı.

***


Ve ekliyorlar.

Çoban kız Ceylan, Tabantepe Askeri Birliği-Abalı ve Yayla Jandarma Karakolları’nın oluşturduğu üçgenin içinde kalan Hambaz Mezrası’nda evinin önünde parçalanarak öldürüldüğünde; elleri, bacakları, kolları ve ayakları sağlamdı. Mermi çocuğun karnına girip parçalamıştı. Eğer mayın patlaması olsaydı, elleri, bacakları, kolları ve ayakları da dahil bütün vücudu paramparça olurdu ve cesedin bulunduğu yerde bir çukur bulunurdu. Çukur yoktu.

Böyle anlatıyorlar.

Böyle dinliyorlar.

Böyle yazıyorlar.

Doğru mu anlatıyorlar?

Doğru mu dinliyorlar?

Doğru mu yazıyorlar?

Gerçeği bize; cinayetin işlendiği gün hemen anında olay yerine ulaşması gereken güvenlik görevlisi jandarma ile savcı söylemeliydi, söyleyebilmeliydi.

Onlar söylüyemiyor.

Çünkü jandarma burası “Teröre müzahirdir, yani teröriste destekçi, yardımcı bölgedir, güvenliğini sağlayamayız” dediği için Lice Cumhuriyet Savcısı olay yerine gelmemiş...

***


Çoban kız çocuğu Ceylan’ın parçalanmış ve etrafa dağılmış cesedinin başında annesi Seniye Önkol, 6-7 saat çırpındıktan sonra köyün imamı, cesedin kopmuş etrafa dağılmış parçalarını da toplayıp bir torbaya koyarak ancak karakola ulaştırmıştı.

Kim öldürdü kızı?

Ordu öldürdü diyorlar.

Havan attı, karnını parçaladı.

Savcı korkudan gelemedi.

2 gün geçti.

Devlet ortada görünmedi.

Hiçbir devlet görevlisi (mülki amir) cenazeye katılmadı. Genelkurmay ise “Olay sırasında bölgede askerin havan atışı yapmadığını” açıkladı. Havan atışı yapılmadıysa, bu küçük kızın vücudunu parçalayan PKK’nın döşediği sinsi ve hain mayın mıydı?

Doğruyu kimden öğreneceğiz?

Bu küçük kızın ölümünden birinci derecede Ordu’nun bağlı olduğu Başbakan Tayyip Erdoğan sorumludur. Başbakan, bugüne kadar araştırmayı yaptırıp gerçeği söylemesi ve gerçekten bu kız havan topu ile öldürülmüşse sorumlularının yakalanması gerekirdi.

Her fırsatı silah yapıyorlar.

Orduya ateş ediyorlar.

Orduyu ağır suçluyorlar.

PKK’yı temelden aklıyorlar.

Böylelikle ebediyen yaşaması gereken “Türk ve Kürt kardeşliğinin” arasında kin ve nefret duvarları, her geçen gün büyüyor.

Pis tuzak, çok yol aldı!


#821745 Pis tuzak! Ceylan’ı PKK mayını parçalamış...

Gönderen Efendi Türkler tarih 04 Ekim 2009 - 20:36

Kürt acilim yöntemleri ile, eli kanli canilere sahip cikanlar kim?

Bu ülkede Gögsünden kursun yemis, yeni dogmus bebekleri vuracak kadar hirslanmis gözü dönmüs caniler varken!

Ceylan´ı PKK mayını parcalamış...Olamaz mi?

Gögsünden kursun yemis, yeni dogmus bebeklerin resmini hatirliyormuyuz. O gün neler düsündük? Ne cabuk unutuldu sucsuz yere kursuna dizilen ögretmenlerimizin resmi? Ne cabuk unutuldu yine sucsuz yere kursuna dizilen doktorlarimizin resmi? Gencecik 20.yasinda Vatan evlatlari kursuna dizilmedi mi? Bu ülkede.. Kim o dönem ceylan lari bagrindan cikardi.. bugün cikaran kim..

Cikaran yoksa...

Bu kaza Ceylanin ölmesi bir kaza olamaz mi?

Bu kaza ise eli kanli canilere sahip cikmak anlamina mi gelir...

Türkiye´nin her yerinde malesef korkunc, akla gelmiyecek kazalar oluyor. Sanki kazalar irka, dine, cinsiyet göre seciyor kurbanlari.

Eger o sorumlulari ve ilgilenmiyenleri elestirirsen sonuna kadar arkandayiz, olanlar bir trajedi. Ama bazi caniler vardir bu kurbanlari, bu zavalli kizimizi, kendi temiz olmayan propagandalarina kurban ederler ..


#829966 Mediterraneo

Gönderen Misafir tarih 27 Ekim 2009 - 19:00

Mediterraneo Akdeniz

1991, En İyi Yabancı Film dalında Oscar Ödülü.

Yapım : 1991, İtalya
Tür : Dram / Komedi / Savaş
Yönetmen : Gabriele Salvatores
Oyuncular : Diego Abatantuono (Nicola Lorusso)
Claudio Bigagli (Raffaele Montini)
Giuseppe Cederna (Antonio Farina)
Claudio Bisio (Corrado Noventa)

Senaryo : Enzo Monteleone
Görüntü yönetmeni : Italo Petriccione
Müzik : Giancarlo Bigazzi, Marco Falagiani
Yapımcı firma : A.M.A. Film
Süre : 1 saat, 36 dakika

 

Mediterraneo.jpg Mediterraneo-2.jpg mediterraneo-salvatores.png

2. Dünya Savaşı sırasında sekiz italyan askeri, olabilecek saldırılara karşı korumaları için bir yunan adasına gönderilir. Gemileri batıp telsizleri bozulunca dış dünyadan tamamen koparlar. Adanın düşmanlar tarafından işgal edileceğine inanan askerler, kadın ve çocuklardan oluşan küçük bir grup insanla karşılaşınca oldukça şaşırırlar. Adanın genç erkekleri Almanlar tarafından yapılan işgalde esir olarak alınmıştır. Askerler kısa sürede adayı kendi evleri gibi benimser, sunduğu zevklerin farkına varır ve savaştan kendilerini tamamen soyutlar.

Bazı filmler vardır. Film izlemek gibi bir planınız ya da düşünceniz yoktur. Yemek yerken televizyonu açarsınız, öylesine göz atarken rastgelir, sonuna kadar izlersiniz. Bu film öyle bir film.

İnternetin Türkiye'de prototip seviyesinde bulunduğu bir yıl olduğu için, filmin müziklerini bile tekrar dinleyebilmek için filmin adını öğrenmem iki hafta mı almıştı.

Sıcak, doğal, tatlı bir film.

 




#830105 Mediterraneo

Gönderen Misafir tarih 28 Ekim 2009 - 02:01


[size="3"]konunuza saygısızlık gibi alınmasın,

ama bu topic ve video su bana TİNTO BRASS filmlerini çağrıştırdı..

erotik cinselliğin ustasının filmlerini bulmakta güçlük çekiyorum..




1993 yılında Topkapı Sur Sineması'nda seyretmiştim Paprika'yı, üstatla tanışmam 15 yaşında bu film sayesinde olmuştu :smile:

Cosi Fan Tutte üstadın doruk noktasıdır.


#822303 Pis tuzak! Ceylan’ı PKK mayını parçalamış...

Gönderen Efendi Türkler tarih 06 Ekim 2009 - 17:13

Uğur Kaymaz^da bir kazaya kurban gitti,doğru söylüyorsunuz 12 yaşında 13 kurşun isabet etti küçücük bedenine,ne kadarda kolay söylüyorsunuz kaza diye,nede olsa ölen sizin evladınız değil değilmi...
Şimdi tezkere getirildi gündeme edirneden,izmirden,muştan,siirtten,hataydan gençler yine ölüme,öldürmeye gönderilecek biryerlere tıpkı daha evvel 3 kez gönderildikleri gibi kimine şehit diyecekler kimine ölü ama hepside bu ülkenin çocukları...

Senin mi evladin..

Milyonlarca vatanseverin hassasiyetini unutma!

O bizim evladimiz..

Askerde bizim, ORDU bizim ordumuz Ceylanlarin ordusu..

Bu kahrolasi kazanin, trajenin Eger o sorumlulari ve ilgilenmiyenleri elestirirsen sonuna kadar arkandayiz, olanlar bir trajedi. Ama bazi caniler vardir bu kurbanlari, bu zavalli kizimizi, kendi temiz olmayan propagandalarina kurban ederler ..

Avrupanin göbeginde polis kursunlariyla az masum ölmedi.. bu demek o ülkeden ve o ülkenin güvenlik güclerinden nefret etmek anlamina mi geliyor..

Ceylanin cansiz bedenine rahat birakin kullanilmasin.. Varsa suclu yakalanir Askerimiz güvenlik güclerimiz gerekeni yapar.. icin rahat olsun.


#822248 Pis tuzak! Ceylan’ı PKK mayını parçalamış...

Gönderen Efendi Türkler tarih 06 Ekim 2009 - 14:50

Bir kaza, vede kendi tutsaklarinda ölen cocuklari bile terör´ün ne bicimde kullanilacagi ortada..

Bir daha o kizcagiz la ortaya konmustur.

Merak ediyorum,

O kizcagiz kürt diye mi öldü..simdi.

PKK’dan yana Taraf olan bu zavalli kizimizin yaninda olamaz..

Onlarin progandasi ortada.. bizim dilegimizde ortada..

Bu kahrolasi kazanin, trajenin eger o sorumlulari varsa ortaya cikacaktir.


#829990 Mediterraneo

Gönderen Misafir tarih 27 Ekim 2009 - 19:35

il postino ile bu filmi birlikte düşününce, romantizmin sinemadaki üstatlarının italyanlar olduğunu görebiliyoruz. Gerçekten italyan sinemasının doğal, abartısız romantizminin yanında hollywood romantizmi çok sönük kalıyor.


#829986 Mediterraneo

Gönderen Misafir tarih 27 Ekim 2009 - 19:29

İki veya üç defa izledim bu filmi Cyrano'ya katılıyorum öylesine bir film ama izlettirmişti sonuna kadar. 8 uyumsuz italyan askeri 'Uyumsuz' un size ne anlama geldiğini öğretecekler bu filmde. Korumaları gereken bir ada ve komedi (Kara savaş komedisi) tabiki adadaki kadın nüfusunun fazlalığı ho ho ho.... :laugh: :tongue: :wink:


işte, dünyayı kasıp kavuran, tarihin gördüğü en büyük felaket olan ikinci dünya savaşının ortasında gerçek anlamda "cennet" e düşmüş 8 İtalyan askerinin hikayesi diyebiliriz. Zira kutsal kitaplardaki cennet tasviri ile, bu 8 askerin düştüğü Meis adası arasında bir fark göremiyoruz, kalınlaştırdığım cümlenide ekleyince tabloya :smile:


#829980 Mediterraneo

Gönderen Misafir tarih 27 Ekim 2009 - 19:20

yazın izlemekte fayda var. Zira insanda şiddetli bir şekilde tatile gitme arzusu uyandırıyor :smile:


#843052 DTP KAPATILDI

Gönderen Mouchette tarih 12 Aralık 2009 - 15:24

Evet,savunuyorlar,savunuyoruz HALA!

CHP'ye,MHP'ye,AKP'ye ve DTP'ye inat!

Demokrasimizin alnı açık,yolu aydınlık olsun.DTP kapanmıştır.Barış gelmiştir.Bursa'da 600-700'e canlarından olan işçilerde kavuşmuştur Hakkın rahmetine.Herşey olurunda,kimsecikler korkmasın.

Sakallı Celal,

"Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün olur." derken de nasıl görmüş bu ülkenin asıl sorununu.

Hadi bakalım,alkışlayalım korkunun imparatorluğunda demokrasi oyunlarına gelen insancıklarımızı.

Mavi olmayan gökyüzü ...Siyaset yapmak çok ciddi bir iştir. DTP bunu başaramadı. Başaramadığı gibi bir anlık heyecanla AKP nin peşine takılıp onların küçük hesaplarının kurbanı oldu. Gündelik olayların yaratacağı etki ile yapılmaz siyaset. Totale dikkat etmek lazım.Abdullah Öcalan'ın açıklamalarını da her daim dikkate alan bir altyapısı olduğu aşikar. Kapatılmadan sonra yaptığı açıklama ile yeni oluşumun sinyallerini de gönderdi zaten. Demokratik açılım. Bakalım süreç ne gösterecek.

(Bu arada Bursa'da hayatını kaybeden işçilerimizi DTP'nin kapatılma olayına keşke alet etmeseydiniz. )


#841625 Katletmediğimiz kimse kalmamış...

Gönderen Ufuk_efe tarih 07 Aralık 2009 - 18:05

Ben de yarin kayit islemlerine baslayacaktim . NE yapacagim simdi ben?


"Gölge etmeyin başka ihsan istemez!”


Saygılar


#842753 DTP KAPATILDI

Gönderen Mouchette tarih 11 Aralık 2009 - 20:00

İşte DTP'nin istediği oldu. Kapatılmak istiyordu ve kapatıldı.Şimdi de PKK " bakın siyaset yapmamıza bile izin vermiyorlar, dağdan inipte ne yapacağız" demez mi? Açılımlar ve kapanımlar ülkesi Türkiyemde değişen hiç bir şey yok. AKP nin peşine takılıpta "bakın barış gelecek barış" diyenler hani nerde şimdi? Hala açılımı savunuyorlar mı?


#817798 BİR TÜRK OLARAK KÜRTLERE SORUYORUM

Gönderen Dogrucudavut tarih 16 Eylül 2009 - 21:49

Darbeye yakın döneminde verilen olumlu tepkide "kurtuluş" düşüncesinin olduğunda hemfikiriz. Baskı ve alternatifsizliği sizden farklı ele alıyorum. İnsanlar "hiç değilse anayasa kabul edilip yeni dönem açılsın" diye düşünmektedirler. Oy vermemek ya da hayır demek çözüm değil, herkes biliyordu bunu. Olağanüstü dönemin devamı daha zararlı görülmüştür.


Şimdi, baştan dediniz ki ''Gördüğümüz üzere darbesel süreçler etkisini azaltır azaltmaz "darbecinin istemediği" adamlara yönelmiştir toplum; bu anlamlı bir tepkidir.'', ben de diyorum ki, ilkesel olarak darbeye karşı olan her durumda karşı olur, öyle hele şu sıkıyönetim geçsin de sonra tepki gösteririz diye bir şey olmaz ve Özal da darbecilerin istemediği adam değil tam tersine 24 Ocak kararlarının mimarı ve uygulanması için darbecilerin kesin destek verdiği, Ulusu hükümetinde başbakanlık müsteşarlığına getirilmiş bir bürokrattı. Ayrıca, meydanlarda halk ''Evren paşa'' diye tempo tutup, sevgi gösterilerinde bulunuyordu,öyle kurtulalım diye bir hava da kesinlikle yoktu. 80 darbesi sonrası halk darbecilere tepki göstermediği gibi 28 Şubat muhtırasında da akabindeki seçimle açıklanabilecek bir tepki söz konusu olmamıştır, tıpkı, 60 ihtilali sonrası 61 seçimlerini DP devamı AP yerine CHP’nin kazanması gibi.

Özal'ın bürokratlığı 80'den öncesine dayanır. 12 Mart döneminde müsteşarlık görevinden alınması söz konusudur mesela. 76 seçimlerinde İzmir'den Selamet Partisinden aday olmuş bu arada. Bilgileri Ferruh Bozbeyli'nin hayatının anlatıldığı Yalnız Demokrat'tan aldım. Bu kitap 60 ve 70 lerde yaşanan darbesel süreçlere dair önemlidir, tavsiye ederim.


Ben de bir çok kitap tavsiye edebilirim, hiç önemli değil. Önemli olan okunan bilgileri özümseyip tutarlı biçimde yorumlayabilmek. 12 Mart’tan önce 9 Mart’ta Madanoğlunun emir komuta zinciri dışındaki -döneklerden Hasan Cemal'in de ismini hatırlayamadığım bir kitabında da yazdığı gibi -'' Milli demokratik devrim '' amaçlı ihtilal girişimi, Mitçi Mahir Kaynak’ın haber almasıyla önlenmiştir. Özal da DTP müsteşarlığından Dünya Bankası Sanayi Dairesi'nde danışman olarak görevlendirilmek üzere ayrılmıştır. Yani, bir anlamda terfi etmiştir. :smile:

Ecevit'in zaferi zaten toplumla ilişkisi ve sağın çözümler için "denenmişliği" ile ilgilidir. Bu Özal'ın durumuna aleyhte delil olmaz. Ecevit ismini vermediğinize göre neden kendisinden bahsetmem gerekiyordu? Özal konusunu siz açtınız. "Dur bi de şunları yazayım" diye ekleme yapmak zorululuğum yoktu.


Ecevit'in zaferi, sağın çözümler için "denenmişliği" ile ilgili değildir. Onun başarısı 70’lerde yükselen işçi sınıfı bilinci ile alakalıdır. %41 ile solun tarihinde en fazla oy aldığı dönem olmuştur 70’ler.

28 Şubat sürecinin etkileriyle birlikte günümüze kadar sürdüğünü düşünüyorum(yukarıda anlattık) o yüzden 2001 öncesini hesaba katarak konuştuğumu belirtmek isterim. Bunlar geçiş süreçleridir.


Yukarıda anlattığınız bir şey ifade etmiyor. Türk siyasi tarihini seçilmiş-atanmış karşıtlığı ile açıklamanın burada da çuvalladığı çok net.

Çünkü, hem diyorsunuz ki, 12 Eylül’e karşı hemen akabinde ilk seçimde Özal halk tarafından desteklenmiştir. ( Kaldı ki Özal da darbecilerin adamıdır ), hem de 28 Şubattan sonraki 4 sene içerisinde seçilen hükümetleri geçiş dönemi olarak ( ne demekse ) adlandırıyorsunuz.

Olaylar çok net gösteriyor ki, siyasi tarihimiz ABD yanlıları ile ABD karşıtlarının karşılıklı mücadelesinden ibarettir. ABD yanlısı DP’ye yapılan ABD karşıtı 27 Mayıs, diyalektik olarak ABD yanlısı 12 Mart’ı ve aynı ivme ile en sonunda 12 Eylül’ü doğurmuştur. 12 Eylül’den beri de ABD karşıtı bir darbe veya muhtıra olmamıştır. İhtilal yapmaya kalkanların yeri de Silivri olmuştur.

Olayları laik-dinci ikilemiyle açıklamıyorum. Daha çok merkez-çevre ikilemine değiniyorum. Tartışmanın çıkış noktası da bu zaten; gerçek merkez ne?

Halkın en önemli meselelerinden birisi ekmek olabilir, bu kimliğinize saygı beklemeyeceğiniz anlamına gelmez.


12 Eylül’den sonra siyaset rayından çıkarılmaya başlandı demiştim. İnsanın en temel ihtiyaçları barınma ve fiziksel ihtiyaçlarıdır. Eğer, siz insanların kültürel kimliklerini tehdit içerisinde olduğu propogandası ( post modernizmin emperyal amaçlar için kullanılması )ile siyasallaştırırsanız, Kürt kimliği, Müslüman kimliği ile yönlendirilmeye açık olurlar. Neticede, vahşi piyasa düzeninin devamı garanti altında olur. Türkiye’de bu tür yönlendirmelerin tek bir merkezden yapıldığını o merkezinde derinde olduğunu söylüyorum. Ama o merkez, sizin anladığınız gibi seçkinler veya atanmışlar veya seçkinler değil.

İktidara gelen her istediğini yapabilir demiyorum. Adam bir iktadara gelsin de halkın oylarıyla sonra görelim ne yapabiliyor. Karşı olduğum kendini "asıl" gören bir kesimin kendi isteklerini bu ülke için tek ölçüt olarak görmesi.


Kendilerini asıl gören kesimin kendi istekleri neymiş ? Biraz daha somut konuşmanız gerekir. Örneğin, yargı tam bağımsız olamamıştır, siyasi iktidarların etki alanı dışına pek çıkamamıştır derseniz tamam da…

Sorgulamanın da bir sistematiği olmak zorundadır. Yoksa elin sahibiyle değil elin tırnağıyla uğraşmak zorunda kalırız. Bütünlükçülük sistematik hareket etmeyi engellemez, engellememeli.


Ben öyle bir şey demedim. İşte sorgularken sistematik hareket etmeyen ve ''elin tırnağını'' konuşan sizsiniz. Ben ise olaylara bir teori tutarlığı içinde bütünlüklü bakıp elin sahibini gösteriyorum. Atanmış-Seçilmiş paradigması sorunludur. Mesela, 60 ihtilalinde dönemin G.Kurmay başkanı da, 71 de Madanoğlu da tutuklanmıştır.

22 Temmuz ve 28 Şubat sürecini açıklama biçiminize katılmıyorum.


Türkiye’de her darbe/muhtıra kutuplaşmalar sonucu emir-komuta zinciri içerisinde olmuştur. Emir-komuta zinciri ile yapılan tüm darbeler de ABD desteklidir. O halde, kutuplaşmaların arkasında da ABD aranmalıdır.

Çoğulculuğu da asla çoğunluğun karşısında olmak şeklinde tanımlayamayız.


Ben böyle bir tanımlama da yapmamıştım. Çoğulcu demokrasi, çoğunlukçu demokrasi gibi sadece çoğunluğu temsil edenlerin her isteklerinin yapılması değil, azınlıkta kalanların isteklerini, haklarını da gözetmek demektir. Çoğunlukçu demokrasiye örnek Hitler’in iktidara geldiği andan sonraki yaşananlara müsait demokrasi türüdür. Azınlıkta olanların haklarının hatırlatılması, ''çoğunluğa karşı olmak'' değildir.

Şimdi konunun özüne dönelim;
Unutmayalım, çıkış noktamız devletin seçilmişlerden çok seçkinlerin etkisi altında olması. Bu sizce olmayan bir şey mi? Eğer siz yok diyorsanız ülkeye başka türlü ya da başka yerlerden bakıyoruz demektir; var diyorsanız o zaman devletin sorgulanmasını daha geniş algılamak gerekir. Başka bir iletimde dediğim gibi "önce güçlü olan, daha yukarıda olan sorgulanır" demiştim.


Benim çıkış noktam derin unsurların halkı manipüle ederek kendi isteklerine uygun seçilmişleri iktidara taşımaları. Türkiye’de sözde derin devlette birinci kırılma noktası soğuk savaşın bitimi, ikincisi ise 2001 krizi ve Irak işgalidir, dolayısıyla ABD'nin değişen dış politikalarının Türkiye'nin iç siyasetine yansımalarıdır söz konusu olan. Bu da sözde derin devlet içerisinde Ulusalcı ve ABD’cilerin etkin olma kavgasına yol açmıştır. Olayları buna göre okumak ve anlamlandırmak tutarlı bir teorik bakış sağlar.

Yanıtınız bana göre çok açık. Bu konuda belirttiğim şeyi kabul etmiş oluyorsunuz. Devlet seçimlerle sorgulanacak değil sadece çünkü seçilmişler seçkinler kadar etkin olamıyor. Bu bence sorundur, sizce olmayabilir.


Şunu anlatmaya çalışıyorum, o seçkin dediklerinizi seçen/seçtiren neticede derin unsurlardır. İşte o seçkinlerin seçilmesinde, seçilmişlerin seçilmesi gibi bu derin unsurların niteliği belirleyici olmuştur. Yani, ABD’ci veya Ulusalcı tarafın ikisinden birinin ağır bastığı dönemlere göre olayları yorumlamak gerekir.

Aslına bakarsanız, derin devlet her ülkede vardır. Ama işlevi, bizim gibi NATO üyesi ülkelerdeki gibi iç siyaseti yönlendirip, kontrol altında tutmak, bizde veya Azerbaycan’a olduğu gibi darbeler yaptırmak değildir. Derin devlete sözde deyişimin nedeni budur. Çünkü, gerçek derin devlet, dış ülkelerin yıkıcı etkilere karşı istihbarat ve bertaraf çalışmaları için olmalıdır.

Sizin yaklaşımınız bugüne bakarak geçmişi değerlendirmeye kalkmak. Yani, antidemokratik 82 Anayasasının getirdiği sisteme göre siyasi tarihimizi incelemak dediğiniz sonuca götürür bizi. Ama unutmamak gerekir ki, 60 Anayasası özgürlükçü, demokratik bir anayasa idi neticede ve mesela Anayasa Mahkemesi gibi atanmışların karar vermesine yol açan 82 Anayasasının getirdiği sistem gibi, abuk sabuk yasaların çıkarılıp sonradan Anayasa mahkemesine getirilmesine gerek bırakmayan, seçilmişlerden oluşan Cumhuriyet Senatosu gibi gayet demokratik bir aracı getirmişti Türkiye’ye.